Üç Gürcü Hatun

05.05.2019

248 Kişi Okumuş

0 Yorum

Üç Gürcü Hatun

Okuyacağınız Makale PARNA-BEKA ÇİLAŞVİLİ den alıntı edilmiştir.

Bundan yıllar önce, 1993 yılında, muhtemelen hiç kimse Gürcü Hatun üzerine Türkçe ayrı bir yazı kaleme almamışken, çveneburi dergisinin 2-3. birleşik sayısında “Gürcü Hatun – Prenseslikten Melikeliğe” başlığı altında Beka Çilaşvili adıyla bir yazı yazmışım (sayfa 26-27). Yazmıştım diyemiyorum, çünkü, yazdığım pek çok yazı gibi bunun da varlığını unutmuşum. O tarihlerde başka kaynaklara, özellikle de Gürcüce kaynaklara ulaşma şansım olmadığı için olsa gerek, yazımı tamamen ünlü tarihçi Osman Turan’ın kitaplarına dayandırmışım. Şimdi yazıyı yeniden harmanlarken, Gürcüce kaynaklara da göz atacağım. Bu arada belirtmeliyim ki, 1993 yılında yazımı yazarken, eski çveneburidergisinin 6-7. birleşik sayısında (s. 24) H. Vahtang Hinkiladze’nin “Tarihte Ünlü Gürü Kadınlar” üst başlığı altında “Tamara (İkonya Kraliçesi)” adlı çevirisini fark etmemişim.

Tarihte, siyasal çıkarları çatışan ülkelerin hanedan üyeleri arasında evlilik yoluyla kurulmuş ilişkilere sıkça rastlanır. Evlilik yoluyla kurulan arabalıklarla savaşlara son vermek, başka devletlere karşı ittifak kurmak, siyasal etki alanı yaratmak amaçlanırdı. Bu türden ilişkilere geçmişte Anadolu’daki Türkler ile Gürcüler arasında da rastlanır. Türk saraylarına giren prensesler ve onların kızları genellikle ortak bir adla, “Gürcü Hatun” olarak anılmıştır.

Selçuklu tarihiyle ilgili çalışmalarıyla tanına Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye (1984 baskısı) adlı kitabında üç ayrı Gürcü Hatun’dan söz eder. Bunlardan biri Anadolu Selçuklu sultanı II. Keyhüsrev’in karısı olan Gürcü Hatun’dur. Gıyaseddin Keyhüsrev, babası Alaeddin Keykubad’ın (I. Keykubad) ölmesi (babasını zehirlettiği de söylenir) üzerine 1237’de tahta çıkar. Hemen ardından, tahta çıkmasına yardımcı olan Sadeddin Köpek adlı vezirini ortadan kaldırtır. Ortalık durulunca, daha önceden sözlenmiş (ya da nişanlanmış) olduğu Gürcü kraliçesi Rusudan’ın (hükümdarlığı 1223-1245) kızını, Tamar’ı (ya da Tamari) getirmeleri için Gürcistan’a bir heyet gönderir.  Osman Turan, Rusudan’ın 1223’te ölen Kral II. Giorgi’nin kızı olduğunu yazar. Oysa Kraliçe Rusudan, ünlü Gürcü hükümdarı Kraliçe Tamar ile Davit Soslan’ın kızıdır. Yani bu ilk ve ünlü Gürcü Hatun, anneannesinin adını taşımaktadır. Ancak Gürcü kaynakları Kraliçe Tamar’ın ilk kocasının Novgorod prensinin oğlu Yuri Bogolyubsky olduğunu yazar. Bir Oset olan Davit Soslan ise, kraliçenin ikinci kocasıdır.

Rusudan savaşta bazı kaleleri yitirince I. Keykubad’a barış önermiş, güzel kızı Tamar’ın da Keykubad’ın oğluyla evlenmesini kabul etmiştir. Gene Osman Turan’ın belirttiğine göre Rusudan’ın annesi Kraliçe Tamar Saltuklu hükümdarının oğluyla, Rusudan’ın kendisi de Erzurum’da hüküm süren Muğiseddin Tuğrulşah’ın oğluyla evlenmişti (Muğiseddin Tuğrulşah’ın oğlunun adının Gıyaseddin olduğu tahmin edilmektedir). Ne var ki bu evliliklerde Türk şehzadeler (melikler) Hıristiyanlığı kabul ederek Gürcü sarayına gitmişlerdi. Oysa Kraliçe Rusudan’ın güzel kızı Tamar Anadolu’ya gelecektir.

Sonradan Gürcü Hatun olarak anılan Tamar, Rusudan’ın Selçuklu şehzadesi Muğiseddin Tuğrulşah’tan olan kızıydı (Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s. 414). Bunu Gürcü kaynakları da doğrulamaktadır, ancak o zamanki hem Gürcü tarihçiler hem de Müslüman tarihçiler Tamar’ı babasının adıyla anmamışlardır; çünkü babası Celaleddin Harzemşah’la işbirliği yapmış ve Gürcülere ihanet etmiştir. Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi (1980 baskısı) adlı kitabında, Gürcü Hatun’a ilişkin şu bilgileri aktarır: “…. kızın güzelliğini duyan Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev elçi ile çok hediyeler gönderip prensesi istemiş ve dinine de dokunmayacağına söz vermiştir. Gerçekten Gürcü prensesi 1236 senesinde kalabalık maiyeti ve zengin bir çeyiz ile Konya’ya geldi. Fakat bir müddet sonra İslam medeniyetinin üstünlüğü ve muhitin tesiri ile İslamiyeti kabul etti, ki Anadolu’da Gürcü Hatun adı ile tanınmıştır” (sayfa 24). Prensesin Anadolu’ya gelişini ise şöyle anlatır: “Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıkınca Şehabeddin Müstevfi (Maliye Nazırı)’yi büyük bir çeyiz ve hazineler ile Gürcistan’a gönderip nikâh yapılmış; gelin büyük bir alay ile Erzincan’a ve oradan da Kayseri’ye doğru ilerlemiştir. Sultan melike (prenses)’nin yol boyunca istikbâli ve tanzimi için sü-başılara ve naiblere emirler vermiş; geçtiği yerlerde para saçılmış; şehriler ve köşkler ışıklandırılmış; gelin bu şenlikler ve musiki sesleri içinde yoluna devam etmiştir. Sultan da zevcesini Kayseri’de karşılamış ve düğün orada yapılmış; Gürcü Aznavur (bey)’larına çok hediyeler verilmiştir” (sayfa 24-25). Gürcü Hatun’un 1236’da nişanlanması ve 1238’de evlenmiş olması tarihsel olayların akışına daha uygundur. Rusudan, Kura Nehri kıyısındaki Atskuri Kalesi’ni kızına çeyiz olarak vermişti. Kraliçe Rusudan’ın kızı Tamar’ın evlendiğinde 13-14 yaşında olduğu sanılır.

Selçuklu sultanı II. Keyhüsrev’in kestirdiği sikke: Romantik ve popüler yoruma göre “Güneş” Gürcü Hatun’u, “Aslan” ise II. Keyhüsrev’i temsil eder.

Aynı yazar İslam Ansiklopedisi’ndeki “II. Keyhüsrev” maddesinde Gürcü Hatun’a tanınan dinsel özgürlüğü şöyle anlatmaktadır: “… daha çok hayret edilecek bir hadise, bu Gürcü prensesi sarayda, memleketinden beraber getirdiği papazlara, dini tasvirlere, Hıristiyan maiyetine ve hususi bir kiliseye sahip olaraka yaşamış olmasıdır” (Cilt 6, sayfa 628). Osman Turan, aynı maddede, Gürcü Hatun’un sonradan Müslüman olduğunu ve Muineddin Süleyman Pervane ile evlendiğini belirtir. Gürcü kaynakları ise Gürcü Hatun’un Süleyman Pervane’nin zorlamasıyla Müslümanlığı kabul ettiğini yazar.

Keyhüsrev, karısı Gürcü Hatun’a çok düşkündür. Romantik ve popüler yorumlara göre bastırdığı gümüş paralarda kendisini “Aslan” figürüyle, karısını da “Güneş”le sembolize eder. Keyhüsrev, Gürcü Hatun’dan olan oğlu Keykubad’ı (II. Keykubad) veliaht tayin eder. Osman Turan, Keykubad’ın veliaht tayin edilmesinin, Gürcü Hatun’dan doğması ve öbür oğullarına göre daha asil olmasıyla ilişkili olduğunu belirtmektedir (Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, sayfa 458). Bazı kaynaklar Gürcü Hatun’un Mevlana Celaleddin Rumi ile dostane ilişkileri olduğunu ve büyük şaire büyük hayranlık beslediği belirtir. Bazı kaynaklar kendisine zorla kabul ettirilen Sünni İslam’dan kaçmak için Gürcü Hatun’un tasavvufa yöneldiğini belirtir. Ahmed Eflaki, Menâkıbü’l-Ârifîn (Ariflerin Menkıbeleri) adlı eserinde Mevlana ile Gürcü Hatun’un dostluğunu uzun uzun anlatır. Devlet yönetiminde büyük etkisi olduğu söylenen Gürcü Hatun’un isteği üzerine kocası II. Keyhüsrev’in portresi yapılmış, Konya’daki Mevlana Türbesi’nin inşasında Gürcü Hatun’un etkisi olmuştur.

Gürcü Hatun’un ne zaman öldüğü bu kaynaklarda belirtilmiyor. Ama büyük bir olasılıkla 1254’ten önce ölmüş olmalı. Çünkü 1254’te ölen oğlu II. Keykubad’ın Erzurum’da onun yanında gömüldüğü belirtilir. Gürcü Hatun’un Aynü’l-Hayat adında bir kızı olduğu ve Mevlevi Ulu Ârif Çelebi’nin müridi olduğu söylenir (Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, sayfa 38).

Osman Turan’ın yazdığına göre 1266-84 arasında saltanat süren Selçuklu Sultanı III. Keyhüsrev’in karısının adı da Gürcü Hatun’du. Üstelik bu Gürcü Hatun’un gene Gürcü Hatun adında bir de kızı vardı.

Son olarak, Gürcüce adı Tamar ya da Tamari olan ünlü Gürcü Hatun üzerine Dato Turaşvili‘nin 2011’de aynı adla, Gurci Hatuni adıyla bir roman yazdığını, bu romanın 2015’te anlaşılması zor bir dille Türkçeye çevrilip yayımlandığını da belirteyim. Gürcü Hatun’un gizemli yaşamına ilişkin ilgi giderek arttığını ve 2018’dede, Gisèle Durero-Koseoğlu’nun Gürcü Hatun adlı romanı yayımlandı. Türkiye’de yaşayan Gürcüleri seri çekimler halinde televizyon aracılığıyla Gürcistan’a tanıtan Giorgi Kalandia’nın Gürcü Hatun’un hayatını Gürcüce Doğu’nun Güneşi-Gürcü Hatun adıyla popüler bir dille ve tarihsel olgulardan uzak bir kurguyla televizyon filmine uyarladığını da söylemeden geçmeyeyim.

PARNA-BEKA ÇİLAŞVİLİ

Üç Gürcü Hatun

İlgili Terimler : ,

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz