Hayy’dan gelen huu’ya gider

  1.  

Peki hayallere ne olur?

Öncelikle bu atasözüne bir bakalım. Haydan gelen huya gider deriz ya; Türk Dil Kurumu buna “kolay ve emeksiz kazanılan şeyler, elden kolay çıkar” anlamında kullandığımız bir atasözüdür demiş. Bu atasözünü, havadan gelen bir şeyleri kaybettiğimiz durumlarda, kendimizi avutmak için de kullanırız, “amaaaan! …” deyip..

Oysa atalarımız hiç bir zaman boşa laf etmemiştir. Bu söz de aslında bambaşka bir anlam içerir. Allah’ın “Hayy” ve “Hû” sıfatları kastedilerek, “Rabden gelen yine o Rabbe dönecektir” denmektedir.

Bakara sûresinin 255’inci ayeti olan Ayet’el Kürsî, “Allâhü lâ-ilâhe illâ hüve’l hayyü’l kayyûm” diye başlar. Kürsî ayetinin başındaki ifade ile Gafir suresinin 65’inci ayetindeki şu ifade de aynıdır: “Hüve’l hayyü lâ ilâhe illâ hû”. Hüve, yani O, Hayy’dır, yani diridir. İlahlar yoktur, yalnız Allah (Hû) vardır.

Evet, hayatta hiç bir şey boşuna gelmediği için boşa da gitmiyor elbet. Yeni bir imtihana zemin oluyor. Evren genişlerken biz de büyüyoruz.

O zaman ya hayaller?

Arapça χyl kökünden gelen χayāl sözcüğü, Türkçe’ye hayal olarak geçmiş. Kaynaklar, “imgelem, zihinsel görüntü, gövdeden ayrılmış ruh” ifadelerinden alıntıdır diyor.

Hayal kurarken ve gerçek olması için uğraşırken, ruhumuzun bedenden ayrılması gibi, biz de hayatın gerçeklerinden ayrılıyor olabilir miyiz? Zaten fazla hayal kurunca, doğrudan ruhumuz için değilse de, “ayakların havada” diyorlar.
Öte yandan, hayalimiz gerçek olduğunda, o da hayatın bir gerçeği olacak… Bugünkü gerçekten başka bir gerçeğe geçiş yapacağız.

Öyleyse, yolculuk o gerçeğe ulaşmak mıdır? Hay’at, hay’al… Hangi açıdan bakarsan bak, Hayy’dan gelip Hû’ya gidiyor.

Ancak, bu süreçte hep bir hayal ve gerçek döngüsü var. Hayal kurmak hayatın gerçeği… Belki de hayalin illa gerçek olması gerekmiyor. Bir kitabın iki tarafa açılmış sayfaları gibi.. Kavuşamadıysan üzülme, o yine hayatının içinde, hayatının gerçeği. Gözünün bir ucu orada olsun. Hayal kurmak, boşa kürek çekmek değil. Haydan gelip huya gitmiyor, “Hayy”dan gelip “Hû”ya gidiyor.

Bir de hayal kırıklığı var. O da başka bir şey tabii. Bu, hayalin suçu mudur, hayali kuranın mı? Bir de bu ifadeyi başkaları için kullanır insanlar; beni hayal kırıklığına uğrattın.. Sen başkasına kafanda bir kalıp çizmişsin, o kalıba uymaması onun suçu mu? Kalıbının adamı ol! falan derler bir de.. Aslında kalıbının adamı, daha doğrusu adamının kalıbı o gördüğün.. Kalıbının adamı olması, senin kalıbının adamı olması demek değil ki!.. Hayal, gövdeden ayrılan bir şeyse, nasıl dursun kalıbın içinde? Yani o hayale de biraz kulak vermeli!..

Tasavvuf tekamül diyor; zaman içinde meydana gelen gelişme, olgunlaşma, evrim…

Velhasıl, hayatımızda bir hayal gerçeği var. Hayallerimiz gerçek olmasa da…

 

Yüksel ÇİLİNGİR

www.yukselcilingir.com

Yüksel ÇİLİNGİR

Özetlersek Mütevazı bir ailede sevgi dolu büyüdüm. 26 yıl Toyota firmasında çalıştım. Adapazarı fabrikasının proje aşamasında başladım, Türkiye, Japonya ve Belçika’da kalite alanında görev yaptım. En büyük kazanımın ekip arkadaşlarımla beraber büyüyerek yaşadığım tecrübelerdir. Şu anda ağırlıklı olarak sosyal projelerle ilgileniyorum. Kalite mühendisliği ve yöneticilik tecrübemin üzerine 2 yıldır görsel ve işitsel alanda çalışmalarım sürüyor. Bunların arasında gazete köşe yazarlığı, yerel yönetim haberciliği, sosyal medya televizyon programları, film ve video yapımı yaralıyor. Yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri, Belçika siyasi parti tüzük çalışmaları ve özellikle göçmenlere yönelik gönüllü faaliyetlerde bulunuyorum. Hobiler mi? Kitap, fotoğrafçılık, yürüyüş… En önemlisi arkadaşlar; onlarla yapılan her şey güzel. Bu arada Reiki ve Kozmik Enerji şifa çalışmaları da hayatımın bir parçası…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir